Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân'dan Derin Hakikatler

Başlatan Mücteba, 24 Mayıs 2011, 17:04:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 13 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mücteba

Pazar Gününün Hristiyanlarca Bayram Olma Sebebi

Rivayet olundu:
Bu sofra (Havarilerin istediği ve İsa (a.s)'ın dua ettiği sofra) Pazar günü indi. Bundan dolayı Hıristiyanlar pazar gününü bayram edindiler.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:194)

Mücteba

Ahiret, Cennet ve Cehennemin Gizlenme Sebebi

Allâhü Teâlâ hazretleri, âhireti insanların gözlerinin önünde gizledi. Zira eğer âhiret; cennet, cehennem görülselerdi; o zaman insanlar, onu inkâr edemezlerdi. (Onu gözle gördüklerinden dolayı ister istemez herkes iman edecekti... Kimse akıl ve iradesini kullanamayacaktı...) O takdirde teklifler, mihnetler ve imtihan kalkardı.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 342)

Mücteba

#197
Şibli Hazretlerinin Resülümüz (s.a.v)'e Tazim Sebebi

Ebu Bekr-i Şibli hazretleri bir gün Ebû Bekr bin Mücâhid Mükre hazretlerinin bulunduğu mescide girince. İbn-i Mücâhid hemen ayağa kalktı. Daha sonra İbn-i Mücâhid hazretlerinin arkadaşları kendisine:
"Sen niçin Vezir Ali Bin İsâ için ayağa kalkmadın da. Şiblî için ayağa kalktın?" diye sordular.

İbn-i Mücâhid cevaben şöyle dedi:
"Ben Resûlullah efendimizin tazim ettiği bir zât için ayağa kalkmıyayım mı? Ben Peygamber efendimizi rüyamda gördüm.
Bana:
'Yâ Ebâ Bekr! Yarın sana Cennet ehlinden bir kişi gelecek. O geldiğinde, ona ikramda bulun!' buyurdu, iki gece sonra yine Peygamber efendimizi tekrar rüyamda gördüm.

Bana:
'Yâ Ebâ Bekr! Allahü teâlâ. Cennet ehlinden olan kimseve ikram ettiğin gibi, sana da ikram etti.' buyurdu.

Ben:
'Yâ ResûlAllah! Şiblî bu dereceyi nasıl elde etti?' diye sordum.

Peygamber efendimiz:
"O. beş vakit namazını kılıp her namazın arkasından beni hatırlıyor ve meâlen: 'And olsun size, içinizden bir Peygamber geldi ki. zahmet çekmeniz onu incitir ve üzer. Size çok düşkündür. Müminlere çok merhametlidir. Onlara hayır diler.' (Tevbe sûresi: 128) âyet-i kerîmesini okuyor. Bunu seksen seneden beri yapıyor." buyurdu. Ben bunu yapanı tâzîm etmeyeyim mi?"




Kendisi şöyle anlatır:
"Bir gün kırık bir köprüden geçerken ayağım kaydı ve suya düştüm. Su epey derindi. Bu sırada yabancı bir elin beni kenara götürmek için uzandığını gördüm. Dikkatlice baktığımda, huzurdan kovulan mel'ûn şeytan olduğunu gördüm.

Ona:
"Ey Me'lûn! Senin adaletin tekme atmaktır, el tutmak değildir. Böyle yapman neden icâb ediyor?" diye sordum.

Şeytan:
"Ben tekme yemeğe müstehak olan insanlara tekme atarım. Adem'le yaptığım kavgada bir yara  almışım, yaram iki olmasın diye, diğer biriyle kavgaya girmem" dedi.




Bir gün. Ebû Bekr-i Şiblî "Allah Allah!" deyip duruyordu.
O sırada bir genç:
"Niçin La ilahe illAllah demiyorsun?" diye sordu. Bunun üzerine Şiblî hazretleri derin bir ah çekerek. "(La ilahe) der de (illAllah) diyemeden vefat ederim diye korkuyorum." dedi.
Bu sözler gence çok dokundu ve orada bir âh çekerek vefat etti. Bunun üzerine gencin yakınları ve vârisleri Ebû Bekr-i Şibiryi Halifeye şikâyet ettiler.

Halife:
"Yâ Şiblî! Bunların dediklerine ne dersin?" deyince,

Şiblî hazretleri:
"Yâ Emîr-el-müminîn! O gencin ruhu. Mukaddes olan Allahü teâlânın cemaline kavuşmayı beklerken, aşk ateşinin bir kıvılcımıyla yanmış, her şeyden alâkasını kesmiş. Takati son dereceye varmış, bu sözün neticesindeki güzellikte sıçrayan bir şimşek. Onun canını çarpmış ve sonunda onun ruhu bir kuş gibi kafesinden uçup gitmiştir.
Şiblî'nin bunda ne günahı var?"
dedi.

Bunun üzerine Halife:
"Derhal bu zâtı evine gönderin. Kendimi öyle bir hâl kapladı ki. sanki divandan düşecekmiş gibi oluyorum." dedi..




Ebû Bekr-i Şiblî buyurdu ki:
"Tasavvuf; tam olarak beş duyu organını günahlardan korumak, her nefes veriş ve alışında günah istememeye dikkat etmektir."
"Bir şahıs ne zaman mürid olabilir?" sorusuna şu cevabı verdi:
"Seferde ve hazarda hâli hep aynı olan kimsedir. Yalnız olduğu zaman da başkalarının yanında olduğu zamanda aynı davranışlar içinde olandır."




Ebû Bekr-i Şiblî 945 (H.334) senesinde Bağdat'ta vefat etti. Vefatından sonra kendisini rüyada gördüler. Münker ve Nekir'in (Şiblî r.h.'ın tedavisi için) halifeye yazı yazdı. Halife, doktorların en önde gelenleri, onu tedâvî etmesi için gönderdi. Bir türlü onu iyileştiremediler.

Doktor imam Şiblî (k.s.) hazretlerine:
- "Valllahi eğer bilsem, senin tedavi olman benim cesedimde bir et parçasıyla olsa mutlaka onu keserdim; bu bana asla zor değil..." dedi.

İmam Şiblî (k.s.) buyurdular:
- "Benim tedavim bunun çok altında bir şeyledir!"

Doktor sordu:
- "Nedir o?"

İmam Şiblî (k.s.) buyurdular:
- "Senin (belindeki) zünnârı kesmendir!"

Bunun üzerine (Hıristiyan doktor):
- "Eşhedü ellâ ilahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh." Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. Yine ben şehâdet ederim ki Muhammed (s.a.v.) Allah'ın kulu ve rasûlüdür.
Bu haber halifeye ulaştırıldı. Halife ağladı.

Ve:
- "Biz hastaya doktor gönderdik; bilmiyorduk, meğer hastayı doktora göndermişiz!" dedi.




Hikmet

İmam Yafiî (r.h.) hazretleri buyurdu:
"Sualine karşı ne yaptın?" diye sordular.

Şöyle cevap verdi:
"Geldiler, Rabbin kimdir dediler, Benim Rabbim O’dur ki, size ve Bütün melekler Âdem (a.s) a secde edin diye emir verdi. Ben o zaman, Âdem (a.s) ın arkasında idim. Size bakıyordum.” dedim.

Bu cevap, bütün Âdemoğullarını kurtarır deyip gittiler.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:182-183)

Mücteba

İçki ve Kumarla İlgili Ayette Namazın Ayrıca Zikredilmesinin Sebebi

Bu âyet-i kerimede hâsseten namazın zikredilmesi ve halbuki namaz zikrin içinde olmakla beraber "ve namazdan alıkoyar..." buyurması, namaza tazîm ve namaza mani olmanın imâna mani olmak olduğunu ilan etmek içindir. Zira namaz, imânın (ve dinin) direğidir.

- "Şarap (ve içki) içen kişi, puta tapan gibidir." Hadis-i şerifleri, bu âyet-i kerimeden istifâde edilmiştir.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:54-55)

Mücteba

#199
Malayani Konuşana, Sevgili Resülümüzün (A.S) Şaşma Sebebi

Hadis-i şerifte buyuruldu:
- "Âdem oğulcağızına şaşarım! Onun dili, azı dişleri üzerinde oturan iki meleğin kalemi, tükürüğü de mürekkepleri iken, nasıl olur da mâlayanî (dünya ve âhirette faydası olmayan sözlerle)konuşurlar."


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:120)

Mücteba

Duaların en hayırlısı Arefe günü duasıdır. Duaların en hayırlısı ...

Hadisi Şerifte buyuruldu:
- "'Duaların en hayırlısı, Arefe günün duasıdır.'

Benim ve bütün peygamberlerin söylediklerinin en hayırlısı:
- 'La ilahe illAllahü vahdehû la şerike leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü-ve hüve âlâ külli şey'in kadîr.'
Allah'tan başka ilâh yoktur. Tek o vardır. Onun bir şeriki ve ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd ona mahsustur. Ve o her şey üzerine kadirdir..."


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:97)

Mücteba

Belalar; Affa Sebep, Günahlardan Arınma Sebebi ve İlahi Kamçıdır.

Belâlar Mağfirete Sebeptir

Dünyada kahr, celâl ve belâ'ya uğramak, gufrana sebeptir. Kişinin (ibâdet ve taatiyle) nail olamadığı cennetteki derecelere; kişi, ancak uğradığı belâlar kaderince nail olur.
Haberde şöyle varid oldu:
- "Muhakkak ki cennette, havada asılı bazı makamlar vardır. Kuşun yuvasına girmesi gibi o makamlara da belâ ehli olanlar girerler. Belâ ehlinden başkası ona giremez."


Belâya Uğrayanlar

- "Muhakkak ki kişi, dini hasebince (belâya) mübtelâ kılınır. Eğer bir kişi, dininde salâbet (kuvvetli bir dinî itikad) sahibi ise, onun belâları şiddetli olur. Eğer kişi, dininde ince (ye zayıf) ise o da dini kaderince belâya uğrar. (Müslüman) bir kul, (yeryüzünde) günahsız olarak yürüyünceye kadar belâlara uğrar... "


Belâlar ilâhî Kamçıdır

Belâlar, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kulları üzerinde kamçılarıdır. Kulları, dünyaya meyil etmesinler ve onunla meşgul olmasınlar diye... Kullar, bu kamçıların vurulmalarından dolayı Allâhü Teâlâ hazretlerine doğru firar edip kaçarlar... (Allah'a sığınırlar...) Atın karargâhına (ahırına) kaçması gibi... Karargâh olan diyar sadece âhirettir.

Ne güzel buyurmuşlar:
Biz belâları kimseye vermeyiz.
Ta ki onun adını zevale uğrayanlardan edelim...



Hakikî Ümmet

Özetle; kim, musibetlerden ve belâlardan bir şeye uğrarsa; (iyi bilsin ki) güzel sonuç sabırdadır. Kişi, sabır ile hakiki ümmet-i merhumeden olur. Ve sabır ile kişi, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin izine girmiş (ve yolunda yürümüş) olur.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 362-363)

Mücteba

#202
Kur'ân-ı Kerimi Hakir Görenin Akibeti

Rivayet olundu:
Başbuğlardan biri (askerlerin başlarından) biri zalim idi. Emrinin altındakilere zulmediyordu. Emrindekilerle beraber büyük şeyhlerden birinin evine geldi. Ben "menşur" sahibiyim. Bundan dolayı benim evime konuklamayın, dedi.

O komutan:
- "Menşurunu getir" dedi.

O şeyhte gitti. Kur'ân-ı Kerimi getirdi. Kur'ân-ı kerimi açtı.

Ve şu ayet-i kerimeyi okudu:
- "Ey o bütün iman edenleri Kendi odalarınızın gayrı odalara, sahiplerine istinas edip/izinsiz ve zamansız selâm vermeden girmeyiniz; bu sizin için hayırlıdır, gerek ki düşünürsünüz."

O komutan:
- "Bende senin emirden (padişahtan) herhangi bir menşur sahibi olduğunu zannetim!" dedi. Ve şeyhin getirmiş olduğu ve okuduğu Kur'ân-ı Kerimin ayetine iltifat etmedi. Zorla şeyhin evine girdi. O gece kuluncuna bir hastalık girdi ve helak oldu..."

Kur'ân-ı Kerimi Hakir Gören Azaba Uğrar

Bunda, şu işaretler vardır:
Hazret-i Kur'ânı diğer ayetler gibi değildir. Kim Kur'ân-ı kerimi reddeder ve Kur'ân-ı kerimi hakir görürse; gerçekten o kişi, Allahü Teâlâ hazretlerinin gadabına çok şiddetli bir şekilde çarpılmıştır.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:11 S:464)



Yücelmek İsteyen Kuran’ı Kerime Tazim Etsin

Akılı kişiye düşen vazife, makam, mevki ve rütbesinin artması için Kur'ân-ı kerime ta'zim etmektir. Şanın ve heybetinin düşmemesi için; asla Kur'ân-ı kerimi (ve emirlerini) küçük görmemelidir.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:11 S:466)

bayraktar38

ben ruhül beyanı öğrenmeyi gerçekten çok istiyorum ama nerden başlıyacağımı ve kimden yardım alabileceğimi bilmiyorum sizin burada paylaştıklarınız için çok teşekkür ediyorum. ruhu gitse bile beyanı bize şifa gibi oluyor lütfen devamını istiyoruz

Mücteba

#204
Alıntı yapılan: bayraktar38 - 11 Kasım 2011, 20:48:50
ben ruhül beyanı öğrenmeyi gerçekten çok istiyorum ama nerden başlıyacağımı ve kimden yardım alabileceğimi bilmiyorum sizin burada paylaştıklarınız için çok teşekkür ediyorum. ruhu gitse bile beyanı bize şifa gibi oluyor lütfen devamını istiyoruz

Biz teşekkür ederiz. Allahü zül celal vel kemal hazretleri izin verdiği müddetçe paylaşımlarımıza devam edeceğiz. (inşâAllah)

http://s2.dosya.tc/server19/J2QZYB/RuhulbeyanTefsiri.rar.html

http://www.upload.gen.tr/d.php/www/y3ltwl6h/Ruhulbeyan_Tefsiri.rar.html

Mücteba

Kuran-ı Kerim'in Ezberleyen ve Okuyanlara Faydası
 
Kâdî Beydâvî (r.h.) buyurdular:

- "Yani eğer Kur'ân-ı kerimi tasvir eder (yazar) ve bir derinin içine koyar ve o deri de ateşe atılırsa; Kur'ân-ı kerimin bereketiyle ona ateş dokunmaz ve onu yakmaz!..."

Kur'ân-ı kerimi ezberleyen ve devamlı onu okumaya devam eden mü'mine ateş nasıldır acaba?

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:260)

Mücteba

#206
Okunan Kur’an-ı Kerim'in Sevabı

Efendimiz Hazretleri Buyurdular:

"Kim Kur'ân-ı Kerimi namazda kıyam halinde okursa o kişiye her harfe karşılık yüz hasene vardır.
Kim (nafile namazlarda) oturarak Kur'ân-ı kerim okursa o kişiye de (her harfe karşılık) elli hasene vardır.
Kim, namazın dışında Kur'ân-ı kerimi okursa, o kişiye (okuduğu Kur'ân-ı kerimin) her harfine karşılık on hasene vardır.

Kim Allah'ın kitabını dinler (kulak verirse)ona da her harfe karşılık bir hasene vardır."


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:261)

Mücteba

Kur’an Ehlinin Ölümü - Kişi Yaşadığı Şey Üzerine Vefat Eder

Bazı hayırlı insanlardan rivayet olundu.

Kur'ân-ı kerim ehlinden birinin vefatı hazırdı. (Ölüm hastalığındaydı.)
Çevresindekiler ona:
"La ilahe illAllah" söyle dediler.

O kişi:
Bismillâhi'r-rahmânir-rahıym
"Tâ, Ha.
Kur'ân'ı sana bedbaht olasın/meşakkat çekesin diye indirmedik. Ancak saygısı olana tezkir/sohbet ve nasihat için, bir tenzil olarak indirdik o yaradan dan ki, hem yeryüzünü yarattı, hem O yüksek yüksek gökleri. O Rahman arş üzerine istiva buyurdu. Bütün semavâttakiler ve bütün aradakiler ve bütün bunların aralarındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep onun. Sen bu sözü ilan edeceksen de, o hem sırrı bilir, hem daha gizlisini. Allah... başka ilah yok, ancak o... Hep onundur o en güzel isimler/esmâ-i hüsnâ."
(Taha Suresi.ayet.1-8)

Okumaya başladı. Bu âyet-i kerimeleri tekrar etti. Tâ ölünceye kadar hep bunları okuyordu.

Bundan anlaşıldı ki, ölüm, bir şahsın yaşadığı şey üzerinedir. Yani kişi, yaşadığı şey üzerine vefat eder.


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:261-262)

Mücteba

Vaâz Mevzuu

"Bu ise tam bir kitâb. Onu biz indirdik. Çok mübarek. Bundan böyle buna tâbi olun ve takva ile korunun. Gerektir ki rahmetimize eresiniz.
Demeyesiniz ki; 'Kitâb yalnız bizden evvel iki taifeye indirildi ve doğrusu biz onların tedrisatından derslerinden kat'iyyen gaafil bulunuyoruz
'
.
Yahut demeyesiniz ki: 'Eğer bize Kitâb indirilmiş olsaydı, her halde onlardan daha ziyade muvaffak olurduk', işte size rabbinizden beyyine/açık delil geldi, hidayet de geldi, rahmet de geldi. Artık Allah'ın ayetlerini inkâr eden ve onlardan men'e kalkışandan daha zalim kim olur? Elbette biz, o ayetlerimizi men'e kıyam edenleri/kalkışanları, bu kabahatleri yüzünden azabın en müthişiyle cezalandıracağız."  (Sure-i Enam; Ayet 155,156,157)


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:252)

Mücteba

Kur’an-ı Kerim Hatminin Önemi

Hamîd bin A'râc'dan (r.h.) rivayet olundu.
Buyurdular:
"Kim Kur'ân-ı kerim okur ve Kur'ân-ı kerimi hatmeder de sonra dua ederse, dört bin melek onun duasına âmin der. Sonra bu melekler, hep ona dua ederler, onun için istiğfar ederler, akşama kadar veya sabaha kadar ona salât okurlar." (yani ona dua ve istiğfarda bulunurlar...)

Akıllı kişiye düşen vazife, çabalamak. Tâ ki Kur'ân-ı kerimi hatmetmek için çalışmalı; tâ ki yaz (mevsiminin) günlerinin ve kış gecelerinin evvelinde hatim etmelidir; meleklerin dua ve istiğfarlarından daha ziyâde almak için.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 612-613)