Sadakat islami Forum

EDEBİYAT KÖŞESİ => SERBEST KÜRSÜ => Konuyu başlatan: racül - 24 Şubat 2005, 04:11:31

Başlık: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: racül - 24 Şubat 2005, 04:11:31
Peygamberimiz (SAV) müsriklerin ileri gelenlerinden bazilarina  tam bir konsantrasyonla, kelimeleri secerek, manevi tasarrufuyla dini anlatmaya calisiyordu. Mele'ül kavmin Islam olmasi Islam icin cok büyük maslahati celb edecekti.
O sirada gözleri görmeyen müslüman Abdullah ibni Ümmi Mektum iceriye girdi, Peygamerimizin mesguliyetine dikkaz etmeksizin
- Ya RasülAllah, Allah (CC)'in sana indirdiginden bana bir seyler anlat!... diye istekte bulundu. Aleyhissalati ve's selam efendimizin bir anlik bu müdahale ile (tahminen) konsantrasyonu azalmisti. Bulundugu ortamin nezaketini takdir edemeyen Ibni Ümmi Mektum hazretlerine duydugu anlik kirginlik ile mübarek basini öte tarafa cevirdi ve yüznü eksitir gibi yapti...
Ve hemen ayeti kerime inzal olundu:

(esteizü billah)
- Abese ve tevella (yüzünü eksitti ve basini cevirdi)
- En câehül e'mâ (ama kendisine gelince)
- Ve mâ yüdrike leallehü yezekkâ (Ne biilirsin belki de o temizlenecekti)
- Ev yezzekkeru fetenfeahü'z-zikrâ (Yahut ögüt alacakti da bu kendisine fayda verecekti)
- Emmâ men'istegnâ (Ama kendisini müstagni gören)
- Fe ente lehü tesaddâ (Iste sen onu - kendisine bir seyler anlatmak icin- karsina aliyorsun )
- Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ (Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?)

Iman etmis insanlarin, ögrenecekleri seylerle hz. Allah'a daha fazla yaklasma ihtimalleri varken, böyle bir imkan ve ihtimalin zayif oldugu kimselerle oyalanma hususunda hz:Allah (CC) "Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ (Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?)" buyurmaktadir.

Ümmeti Muhammedin dinden ögrenmesi gereken bir cok acil mesele dururken, gayri müslimlerle irtibat hususuna tüm enerjiyi sarf etmek ne derece dogrudur?
Gayri müslimlerle "Fe ente anhü telehhâ (Sen ona aldirmiyor, oyalaniyorsun)  ayetindeki vechile oyalanip durmak ne derece dogrudur?

Ümmeti Muhamed'in tedrisi, ögrenip amel etmesi gereken meseleleri onlara anlatmak birinci önceliktir.
Vakit kalirsa gayri müslimlerin irsadi icin ugrasilir.
Vakit kalirsa gayri müslimlerle iyi gecinmek icin gayret gösterilir...

Dinden taviz cairz degildir....
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: İsra - 27 Ekim 2007, 00:01:04
dikkat edilmesi gerek bir konu teşekkürler
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: Fatihan - 27 Ekim 2007, 14:03:02
Elinize sağlık.

Hoşgörü ve diyaloğu en önde tutanlara kısa ve öz bir reddiye mi bu?
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: racül - 28 Ekim 2007, 03:50:19
Iki elleriyle tuttuklari baslarini dizlerinin üzerine koyup, ben neyim ve bu hal neyin nesi diye düsünmeye vakitleri olursa eger, kendilerini bulmaya belki bir katkilari olur diye, su üzerine kayit düsmeye calismistik..




bir cirpida üc bes ayet siralayiveriyorlar, gayri müslimlerle ticaret yapilabilecegi, onlara teblig yapilmasi gerektigi falan gibi ayetleri maksada uygun tefsir ederek..
Acaba,
dogru mu e52))

diyenlere,
kafasi karisiklara,
bir nevi yardim olsun, karisik düsünce yumaklarini cözüp, dolasikliklari gidermek icin yardim arayanlara da lojistik destek olsun,

mahiyetinde bir yaziydi...

suya üfleyip buz yaparak, tesehhüd miktari okunmasina katki yapmis isra ve fatihan...

Ben bile unutmustum,
tesekkürler hatirlattigniz icün..

Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: İsra - 29 Ekim 2007, 06:56:55
Alıntı Yaptesekkürler hatirlattigniz icün..

ricaederim ne demek böyle kıymetli paylaşımları güncelleyip üyelerimizin istifadesine sunmak görevimiz :)

değerli paylaşımlarınızın devamını bekleriz
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: eginli - 29 Ekim 2007, 11:31:59
tabi bu konunun avrupada yasayan müslümanlar boyutuda var... o konuda belkide ekstradan irdelenmeli...ne nereye kadar gitmeli hususu...
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: candost - 29 Ekim 2007, 15:19:52
pek fazla bir fikrim yok fakat diyalog adı altında bir kısım kardeşlerimize göre hizmet, diğer bir kısım kardeşlerimize göre hizmet olmayan bu ahvalin kabulünün ve reddinin fikirlerini delillerle sunan bir çok yazı okudum. tartışmalar gördüm.

diyalog konusunda eleştirilen kardeşlerimiz olduğu gibi eleştiren kardeşlerimiz de var.

dikkatimi çeken bir husus şu ki; bu kardeşlerimiz diyalog konusunu savunurken sadece gayr-i müslimlere değil kendi ülkesinde yani anadoluda da türlü faaliyetler içindeler. okullar yapmaktalar... bu okullarda ellerinden geldiğince dini hizmet etmeye çalışmaktalar( tabi bu hizmeti hizmet olarak görmeyerek reddeden yazılardan gördüm okudum, muhtemelen bu yazıyı okuyanlar arasında da çıkacak)

kısacaı bu kardeşlerimizi yaptığı hizmet sadece diyalog değil... oraya gidene kadar anadolu için yaptıklarını bir çırpıda atmak ve silmek haksızlık olacağı kanaatindeyim.

yukarıdaki ders verici hadisede verilmek istenen mesaj sadece bu mu?

peki bir insanın kalbinin yani bir insanın hakka dönüp dönmeyeceğini biz aciz kişiler nasıl anlayacağız? Kalblerini mi okuyabiliyoruz? Bu noktada bizim vazifemiz hidayete erdirmek değil hidayet vesilelerini zorlamak değilmidir? Netice ile değil anlatmakla mükellef değil miyiz?

peki eleştiren kardeşlerimiz kaç gayr-i müslim olmayan ve anneden babadan öğrendikleriyle yaşayan pek fazla bilgisi olmayan müslüman kardeşlerimize ne kadar hakikat anlatabildiler.?  gayr-i müslime, hristiyanlara sarfetmedikleri enerjilerini kaç müslümana sarfettiler? bu noktaları vicdanımıza havale ediyorum.

diyalog nedir özünü dahi bilmem. fakat forumlarda gördüğüm okuduğum kadarıyla bilirim. iki kesim birbirine delilleriyle bir nevi ilzam etme savaşındalar. zaman birlik olma zamanıyken dalalet fikirleri heryeri sarmışken, imansızlık hastalığı ruhlara işlemişken birbiriyle uğraşıp zaman kaybetmek neden? niçin? böyle yaparak asıl birbirinizler, birbirimizle zaman kaybetmiyor muyuz? biz-siz birbirimizle buralarda uğraşırken kimbilir kaç kişi günah bataklığında, imansızlık hastalığında ruhları bizleri ve sizleri bekliyor!!! bu tartışmalar da nefsimizin şeytanımızın bize bir oyunu olmasın bizi birbirimizle uğraştırararak. bizi hizmetten, gayretten alıkoymak için...

şeytanın en büyük desiselerinden bir tanesi de şudur ki; kendine tabi olanlara kendini reddeddirir. biliyorum biz şeytana uymuyoruz diyecekler de çıkabilir. hakikatı anlatıyoruz diyenler de olacaklardır. şeytana nefislerine uymadığımızı uymadıklarımızı söyleyeceğiz... belki de bu da şeytanın bize bir desisesidir... kendine uyduğumuzu bize inkar ettirmek...

benim aynı iman davasını güden kardeşlerimin birbiriyle uğraştıklarını gördüğüm zaman içim parçalanıyor ciğerim yanıyor!!!

gayretlerini birbirini ilzam etme yerine o kör ama insan gibi etrafımıza hakikat bekleyen kişilere sarfetseydik birbirimizle uğraşmasaydık ne kaybederdik ne kazandırdık!!!

üzülüyorum sadece...

birbirine göndermeler yapan kardeşlerimize de üzülüyorum!!!

nefislerimiz ve şeytanlarımız bizi birbirimizle uğraştırıyor ki diğer şeylere zamanımız kalmasın...

lütfen aranızdaki ve bu tartışmaları bırakın ...bırakalım..el ele olalım... "mü'minler kardeştir" cümlesine mazhar olalım( yoksa bir diğeriniz diğerini mu'min olarak görmüyor mu)

sevgi ile kalınız...

candost.

Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: eginli - 29 Ekim 2007, 16:14:44
candost kardesim, iyi niyetle yapmis oldugun sitemi gayet iyi anliyorum...ancak diyaloga karsi olanlar yanlislari ortaya koymasi hatamidir.. oysa diyalog taraftari olan kardeslerimiz birlik beraberlik adina gayri müslimlerle diyalogu malesef ehli sünnet müslümanlara tercih etmekteler... umarim bunun farkindasiniz...
biz kimsenin yaptigi hizmeti inkar etme diye bir edepsizligi yapmayiz, ancak dikkatli ve hassas olmamiz gerekenleri ifade ederken "bal icinde zehir" bazilari icin agir bir itham olabilir ama "bal icinde tuz" misali verirsek ,o isin nekadar tatverdigini takdirinize birakiyorum...
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: racül - 30 Ekim 2007, 00:14:10
Yusufumun yoklugunu bir nebze olsun dolduracak bir arkadas cikiyor galiba??

Alıntı Yappeki bir insanın kalbinin yani bir insanın hakka dönüp dönmeyeceğini biz aciz kişiler nasıl anlayacağız? Kalblerini mi okuyabiliyoruz? Bu noktada bizim vazifemiz hidayete erdirmek değil hidayet vesilelerini zorlamak değilmidir? Netice ile değil anlatmakla mükellef değil miyiz?

Yukaridaki ayetlere sebebi nuzul olarak zikr olunan hadisede, kalbleri nasil olsa dönmez, ugrasmayin gitsin,

denmiyor...

Ama gelmis tezkiye talebinde bulunurken, hazir talib varken, taleb olusturmaya calismayi öne alarak, hazir talibi kücümsemeyin

deniyor...

Bu hadiseyi buraya almamizin tek sebebi tabii ki, sadece "dialogpartner"lerimiz degil.. Islami camiada hazir talibe yatirimi kücümseyip, büyük is pesinde kosarak, mesainin cogunu taleb olusturmaya harcayan, ve bunu olmasi gerekenmis gibi sunup, hazir talebi hall etmeye calisani kücümseyen tüm fraksiyonlara sözümüz...

Alıntı Yappeki eleştiren kardeşlerimiz kaç gayr-i müslim olmayan ve anneden babadan öğrendikleriyle yaşayan pek fazla bilgisi olmayan müslüman kardeşlerimize ne kadar hakikat anlatabildiler.?  gayr-i müslime, hristiyanlara sarfetmedikleri enerjilerini kaç müslümana sarfettiler? bu noktaları vicdanımıza havale ediyorum.

Iste tam da bu noktanin üzerinde duruyoruz..
Buraya agirlik vermeliyiz diyoruz.

Dini bilmeyen insanin diyalog yapmasi, pismemis toprak testiyle su tasimaya kalkmak gibi bir sey...

Herseyden önce dini bilmek lazim, sonra ögretmeye kalkmak lazim. Osmanliginin 30 küsur senede medreselerde ögretmek icin ugrastigi dini ilimleri hafife alip, 4 senelik ilahiyatin türkcesinden ezber yüzeysel bilgilerinden bile mahrum insanlarin dialogu ne derece faydali olur??

Tabii bu ayri bir parantez..

Asil konumuz,

öncelikle testiyi pisirmek...

Asil konumuz,
medreslerin kapanmasiyla ortaya cikan derinlemesine dini egitim boslugunu doldurmak..

Öncelik buradadir. Bu sorun önemli ölcüde hall edildikten sonra, digerlerine agirlik verilebilir.

Bu sorunu hall etmedik diye teblig yapmayacak miyiz? Ekmek bulmakta zorlaniyoruz diye, meyve yemeyecek miyiz?

Tabii yiyecegiz. Ama maksat öncelikle, ekmegi bulmak olmali.. degil mi??

.......

Yukaridaki yazdigimi enine boyuna bir daha okursaniz, kimsenin diyaloguna tü kaka demedigimi,

sadece öncelik siralamasinda taslari yerine oturtmaya calistigimi (fazla iddiali bir laf oldu yawss. biz kimiz de bu isi hall edecegiz?) yani, öncelik siralamasindaki bir yanlisa parmak basmaya kalktigimi göreceksniz..

saygilar muallim bey...


Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: racül - 30 Ekim 2007, 00:21:48
+ (arti.. manasina yani)

Bir konudaki genel sitemlerinizin hepsini bir yazinin altina cevap mahiyetinde döküp giderseniz,  yaziyi yazan bu kadar sitemi ben mi hak ettim diye alinabilir..

Ben sizi anladigim icin alinmadim...

Biliyorum ki bunlar, bu konuyla ilgili tüm internet sitelerinde gördügünüz büttüün tartismalarin topuna birden cevap mahiyetinde..




Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: candost - 30 Ekim 2007, 00:55:15
Alıntı yapılan: racül - 30 Ekim 2007, 00:21:48

Biliyorum ki bunlar, bu konuyla ilgili tüm internet sitelerinde gördügünüz büttüün tartismalarin topuna birden cevap mahiyetinde..



evet aynen öyle sevgili kardesim. doğrusu bu geniş tartışmalardan haz almadım bir çok yerde. konunun oralara gitmesini istemedim peşinen yazdım. çünki bir çok forumda diyaloga çalışan çalışmayan, ehl-i sünnet olan olmayan bir çok kişi konu ta nerelere geliyor sonrasında... insan üzülüyor... birileri birilerini tekfir derecesine geliyor. tabi ki burada öyle oldu ya da olacak diye değildi yazdıklarım. evet son olarak tekrar sağolunuz niyetimi izah ettiniz. topyekün bir cevaptı yoksa konuya değildi tüm sitemim... bilhassa esbab-ı nüzul olan bu durum benim tüylerimi hala diken diken eder...

sevgi ile kalınız.

tekrar teşekkür ederim.

candost.
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: Fatihan - 31 Ekim 2007, 14:26:20
Fahruddin Râzi Tefsir-i Kebir'de müminin gayri müslim ile dostluğunu şöyle tarif etmiş:

-Mü'min, gayrimüslim ile küfrüne razı olarak dost olursa dinden çıkar.

-Mü'min, gayrimüslim  ile küfrünü sevmediği ve râzı olmadığı halde bir dostluk kurarsa mahzurlu değildir.

-Mü'min, gayrimüslimin dininin batıl olduğunu bilerek ona meyledip yardımda bulunursa dinden çıkmaz ama bu dahi mahzurludur.Zira bu mânâdaki dostluk, onun yolunu güzel görme cesareti verirse mü'mini dininden çıkarabilir.

-Notlardan-

Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: Lika - 19 Temmuz 2010, 14:34:59
Teşekkürler.
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: bugu_su - 19 Temmuz 2010, 15:47:49
Yüzyıllarca beraber yaşandı ama Hıristiyan ya da Yahudi olan çıkmadı bizlerde,onlar bu yüce dine girdiler...
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: Tuğra - 02 Mayıs 2011, 21:19:44
Alıntı yapılan: Lika - 19 Temmuz 2010, 14:34:59
Teşekkürler.
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: Fatihan - 09 Mayıs 2012, 12:53:22
Ehli Kitaba Dine Ait Hiçbir Şey Sormayın>>> (http://www.sadakat.net/forum/fikih_ve_itikad/ehli_kitaba_dine_ait_hicbir_sey_sormayin-t57363.0.html)
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: tk1978 - 09 Mayıs 2012, 23:13:12
Güzel bir mevzu olmus . Elinize saglik ...
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: muhabbeteri - 10 Mayıs 2012, 00:21:04
Alıntı yapılan: tk1978 - 09 Mayıs 2012, 23:13:12
Güzel bir mevzu olmus . Elinize saglik ...
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: Hâsıl-ı Kelam - 10 Mayıs 2012, 09:48:00
Arşivlik...
Başlık: Ynt: Gayri müslimlerle irtibat cok mu önemli?
Gönderen: mazhar - 07 Haziran 2012, 07:29:37


Yeni Bir DİN Oluşturuluyor  




Müslümanlar olarak kendimizi sorgulamak ve İslam’ın neresinde olduğumuzu, asıl gayemizin ne olduğunu ve ne için yola çıktığımızı tefekkür etmek unutulan ana vazifelerimizdendir.
Malumunuz, Diyanet İşleri Başkanı kürtaj ile ilgili açıklamalar yaptı.

Diyaneti kendi laik anlayışlarına uygun olarak tesis edenler ve ona bir vazife biçerek hareket alanı tayin edenler- kendilerine göre haklı olarak-diyanetin böyle işlere girmemesi gerektiğini söylediler.
Çünkü Diyanet, dini laikliğe uydurmak için kurulmuştu.

Buna refleks olarak Müslümanlığını öne çıkaranlar haklı olarak tepki gösterdiler. Bu tepkilerde genelde meselenin insanî boyutu, özgürlük dairesi ön plana çıkarıldı.
Bu belki düşmanın silahı ile silahlanmaktı ama unutulan bir şey vardı. O da, kullanılan argümanların, ıstılahatın zaman içinde asıl hedefe, kutsal gayeye tebeddül edeceği ihtimali idi.
Mesela bu türden meseleler müzakere edilirken başka dinlere atıf yapma, onlardan destek ve referans alma yanlışlığı da yukarıda belirttiğim hadisenin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Şimdi sadede geliyorum.

Birçok kimsenin diline pelesenk olan “ilahi dinler” tanımlaması size neyi ifade eder?
İlahî tabiri, Allah’tan gelen, Allah ile bağlantılı, Allah’a ait gibi anlamalara gelir. Bu noktainazardan bakarsak İslam ilahî bir dindir. Aynı zamanda İslam Allah katında, yani ilahî anlamda, tek dindir.
Hristiyanlık veya Yahudilik ilahî bir din midir?

İslam dışındaki dinlere ilahî din demek büyük bir hata, vebali yüksek bir üslûptur.
İslam, Yahudiler ve Hristiyanlar için Ehlikitap tabirini kullanır. Yani hahamların ve papazların yazdıkları kitapları kendilerine düstur edinmişlerdir. Mesela Budistler de ehlikitaptır. Tıpkı Zerdüştler gibi. Onların da kutsal saydıkları kitapları vardır.
Şu gerçeğin sıklıkla gündeme getirilmesi ve işlenmesi gerekir.  


İslam tek dindir. Müslüman olmadan ölenler ebediyen cehennemde kalacaklardır. Çünkü Allah yalan söylemez.
Bunlar ortada dururken Hristiyanlık ve Yahudilik dinine ilahî din demek abesle iştigaldir. Bu dinler ilahî değil beşerî dinlerdendir.

Zira Hz. Musa’nın ve kardeşi Harun’un tebliğ ettiği İslam’ı tahrif eden, bozan, değiştiren hahamlar, kabala ve halk hurafelerinden yararlanarak yeni bir din ortaya çıkardılar. İşte bu beşerî dine Yahudilik diyoruz.
Aynı şekilde Hz. İsa’nın insanlara tebliğ ettiği İslam’ı değiştiren St. Paul (Pavlus) ve halefleri, Yunan mitolojisi ve Roma paganizminden esinlenerek Hristiyanlık dinini icat ettiler. Gördüğünüz gibi Hristiyanlık da beşerî bir dindir.
İslam ile özellikle Hristiyanlığı birleştirmek için yıllardır çalışmalar yapılıyor. Bilinçli bir şekilde planlı, programlı ilerleyen bu sinsi faaliyetlerin başarıya ulaşabilmesi için İslam’ın şartlarından birinin yumuşatılması gerekiyor. O da Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın nübüvveti ve risaletidir.
Bunun için kamuoyu arada bir yoklanır. Ünlü ilahiyatçılar zarflanır. Paygambere iman etmeden cennete gidileceği yalanı ortaya atılır.

İki dinin birleşmesi için tek engel peygamberimizdir. Zira diğer hususlar tevil edilerek ,terkip edilerek, teşbih edilerek, sündürülerek, eğrilterek, olmadı iftira edilerek aşılabilir.
Bu türden yoklamalar zaman zaman gündeme gelir. Ezanı filan eksik okurlar bazen. Unuttum der geçerler sonra. Şehadeti eksik söylerler. Bazı ayetleri gizlerler veya abes yorumlarla hükümsüz bırakırlar.
İslam’ın en önemli iki şartı olan Allah’a ve Peygramberi Hz. Muhammed Aleyhisselam’a itaat etme emrini göz ardı edenler büyük bir yanılgı ve gaflet içindedirler.

Mustafa Durdu.Haber Vaktim.com