Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân'dan Derin Hakikatler

Başlatan Mücteba, 24 Mayıs 2011, 17:04:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 8 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cennet_nuru

Alıntı yapılan: sulomann - 31 Mayıs 2011, 16:45:12
Allah razı olsun.Çok kıymetli bir eserden çok kıymetli malumatlar, uzuunca bir süre devamını temenni ederim.
O göremediğin koskoca derya gönlümdür...Gördüğün sahil ise dilim...Kıyılarıma vuran dalgalara şaşırma...!!Onlar aşktan gel-git'im...Beni kendinde,kendimde arama...Ben hem bende hem sende bir gizim...!!Beni Mecnun'dan Leyla'dan sorma...!!Ben sadece MEVLA'dan bir izim ... !!!

Mücteba

Cahiliye devrinde kızların diri gömülme sebepleri

Cahiliyet döneminde insanlar;

1. Fakirlik korkusu,
2. Onları evlendirmenin arlığından,
3. Esir kalmaları korkusuyla kız çocuklarını diri, diri gömüyorlardı.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:175)

Mücteba

Hz. Allah’ın yarattığı ilk şey

Efendimiz Hazretleri buyurdular :

-"Allâhü   Teâlâ   hazretlerinin   ilk   yarattığı   şey,   benim nûrum'dur."

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:308)

iniz_hay

#18

 

Allah cc razı olsun kardeşim.
çok kıymetli bir tefsir olan ruhul beyandan  hazırlanmış müstesna  bilgiler...  
 


Mücteba

İlmi Ledünni’yi Sorarak Öğrenmenin Doğru Olmadığı ve Felsefecilerin Sapıtması Sebepleri

Allâhü Teâlâ hazretleri, imân ehline "ledünnî ilimleri" ve Eşyanın hakikatini sorarak öğrenmeyi nehyetti. Çünkü ledünnî ilimler, "kal" (söz ile beyân edilebilen) ilimlerden değildir. Ledünnî ilimler, sadece hâl ilmidir. (Kal ile değil hâl ile öğrenilir...)
Ve Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:

"Ey o bütün imân edenler! Öyle şeylerden sual etmeyin..." Eşyanın hakikatini. "(Eğer mahiyetini sorduğunuz o şeyler) size açılırsa," Sorduğunuz şeyler kal (söz) yoluyla size beyân edilirse. "Fenanıza gidecektir."
Kal ile (sözlü) beyânla hakikate hidâyet bulamadığınız takdirde; hevâ-ü heves âfetleriyle akıllarınıza karışıklık meydana gelir. Vehim ve hayâl ile şüphelere düşersiniz. Şüphelerin vadilerinde helak olursunuz, felsefe taifesinin hâli bu olduğu gibi...

Onlar eşyanın hakikatini kal (söz) ve makûl olan burhanlar ile öğrenmeyi istediler. Onların bilgisinin içinde olanlar, vehim ve hayal şaibelerinden mücerret olan nazarî akılların altındadır. Kendisine vehim ve hayal isabet etti. Ve darlık, sıkıntı ve akılların kendisinden idrak etmekten aciz olduğu bir hale düşerler. Ve böylece araştırma anında, kendilerini sırat-ı müstakim (doğru yoldan saptırıp) ayaklarını kaydırır, Kendilerini şüphelerin vadilerine düşürür. Tehlikelerin vadilerine ve uçurumlara düşürür. Böylece hem kendileri helak olur ve hem de ilâhî ilimler hakkında yazmış oldukları tasnifat (kitap ve yazılarıyla) büyük halk kitlelerini helâka götürürler. Onların bazıları da felsefelerine "usûlu'd-dîn" (akâid ve kelâm ilimlerini) karıştırdılar. Kendi şüphelerini dinin usûlü olan ilimlerin içine katmaya çalışıp kendi bozuk düşüncelerini kararlaştırmaya başladılar. Böylece hem kendileri orta yoldan (hak yoldan saptılar ve) dalâlete düştüler ve hem de halkı dalâlete düşürdüler. Onların mekâl (söz) ile hakikat ilimlerini öğrenmeleri ve öğretmeleri muhaldir, imkansızdır.
Ledünnî ilimler ve eşyanın hakikati ise ancak hâl ile hasıl olur. Peygamberlerin, Allâhü Teâlâ hazretleriyle olan halleri gibi... Allâhü Teâlâ hazretleri, peygamberlere, eşyanın hakikatini göstererek öğretti, rivayet ile değil...          

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:120-121)

Mücteba

#20
Sırlara Vakıf Olmanın Yolu

Sâib (r.h.) buyurdular:

-"Bu yolu kaybedenler ilâhî sırlara vakıf olamazlar. Bu yol öyle çetin bir yoldur ki bu yolda rehber olmadan kişi muradına ulaşamaz..."

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:11 S:536)

teksir

Allah razi olsun cok kiymetli bilgiler
atilma dur, suhan-i ehl-i hali anlamadan
cevaba etme tasaddi suali anlamadan.
                                                 naci!

ay-yüzlüm

Alıntı yapılan: sulomann - 31 Mayıs 2011, 16:45:12
Allah razı olsun.Çok kıymetli bir eserden çok kıymetli malumatlar, uzuunca bir süre devamını temenni ederim.
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Mücteba

#23
Alıntı yapılan: cennet_nuru - 01 Haziran 2011, 17:01:20
Alıntı yapılan: sulomann - 31 Mayıs 2011, 16:45:12
Allah razı olsun.Çok kıymetli bir eserden çok kıymetli malumatlar, uzuunca bir süre devamını temenni ederim.
Alıntı yapılan: iniz_hay - 02 Haziran 2011, 01:38:55

 

Allah cc razı olsun kardeşim.
çok kıymetli bir tefsir olan ruhul beyandan  hazırlanmış müstesna  bilgiler...  
 



Alıntı yapılan: teksir - 04 Haziran 2011, 02:14:07
Allah razi olsun cok kiymetli bilgiler

Alıntı yapılan: ay-yüzlüm - 04 Haziran 2011, 16:30:55
Alıntı yapılan: sulomann - 31 Mayıs 2011, 16:45:12
Allah razı olsun.Çok kıymetli bir eserden çok kıymetli malumatlar, uzuunca bir süre devamını temenni ederim.

sulomann, cennet_nuru, iniz_hay, teksir, ay-yüzlüm başta olmak üzere tüm kardeşlerimizden Allah c.c. razı olsun.

"Tenkit insanı tüketir, takdir insanı üretir" sözü ışığında, müsbet yorumları duyunca insanın şevki artıyor.
Paylaştıkça paylaşası geliyor.

Allahü zül celal vel kemal ve tekaddes hazretleri öğrenen ve öğreten veya öğrenmesi ve öğretmesi için çaba sarf edenlerden eylesin. Amin

Mücteba

#24
Alaca Bir Koç Süretinde Yaratılan Ölümün Hikâyesi

Allahü Teâlâ hazretleri, ölümü bir koç suretinde yarattığında, ona:
-"Bu heyetin (ve şeklin) üzerine meleklerin saflarının arasına git" (ve onların içine gir)" dedi.
Ölümü (müşahhas olarak alaca koç şeklinde) gören meleklerden hepsi bayıldılar. Tam bin sene baygın olarak yerde kaldılar.
Sonra melekler kendilerine geldiler ve Allâhü Teâlâ hazretlerine şöyle seslendiler:
-"Ey Rabbimiz, Bu nedir?" diye sordular.
Allâhü Teâlâ buyurdu:
-"O ölümdür"
Melekler:
-"Ya Rabbi bu ölüm kimler içindir?" diye sordular.
Allâhü Teâlâ buyurdu:
-"Nefs (ruh) sahibi olan (herkes) içindir!"
Melekler sordular:
-"Ya Rabbi Dünyayı neden yarattın?"
Allâhü Teâlâ buyurdu:
-"Adem oğulları orada yerleşsin (ve orada iskan olmaları için)..."
Melekler sordular:
-"Ya Rabbi Kadınları niçin yarattın?"
Allâhü Teâlâ buyurdu:
-"Nesil olsun diye..."
Melekler sordular:
-"Bunun (ölümün) kendisine musallat olduğu kişi, kadınlarla ve dünya (malı ve ziyneti) ile meşgul olur mu?"
Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
-"Tûl-i emel (uzun yaşama düşüncesi) onlara ölümü unutturur. Hatta onlardan dünyayı alan (dünya malına sarılan) ve kadınların şehvetine sarılanlar olur..."   

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 474)

Muhakkak ki insan, âhiret yolunda bir tüccardır. Onun sermayesi ömrüdür, Kârı, ömrünü taat ve ibadetlerde sarf etmesidir. Hüsran (ve zararı) ömründeki ma'siyetler ve kötülükleridir. Bu ticarette onun ortağı, nefsidir. Nefis, her ne kadar, hayır ve şerre elverişli ise de; lakin nefis, ma'siyetlere ve şehvetlere daha çok meyletmekte ve yönelmektedir. Akıllı insan, elbette nefsini, murakabe ve muhasebe etmelidir.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 477)

tarihman

Alıntı yapılan: Mücteba - 31 Mayıs 2011, 12:25:26
Ayva Yiyen Hamile Kadının Çocuklarının Güzel Olacağı

-"Peygamberlerden bazısı Allâhü Teâlâ hazretlerine, ümmetinin çocuklarının çirkin doğmalarından şikâyet ettiler. Allâhü Teâlâ hazretleri o peygambere vahyetti:
-"Onlara (ümmetine) emret! Hamile kadınlarının (hamileliklerinin) üçüncü ve dördüncü aylarında ayva yedirsinler!" buyurdu. Çünkü onda cenin tasviri vardır. Ayva çocuğun güzel olmasına sebep olur.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 668)


Ben bunu hep hurafe zannederdim.

Mücteba

Beddua Ederken Elleri Tutmanın Şekli

Birinin aleyhinde beddua ederken, elinin içini (ayasını) ters çevirmeli ve elinin sırtını göğe doğru tutması gerekir.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:611)

Mücteba

#27
Duada Elleri Tutma Şekli

Dua'da faziletli ve sünnet olan dua ederken elleri bitiştirmektir.

Musannif İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) hazretleri Rumeli ulemasındandır. Rumelili Hıristiyanlar ile Müslümanların bir arada yaşadığı bir yerdir. Bilindiği üzere Hıristiyanlar dua ederlerken, ellerinin içlerinin tamamen birbirine birleştirir ve çenelerinin altına koyarak dua ederler. O dönemin Müslüman âlimleri Musannif hazretleri gibi, Hıristiyanlara benzememek için dua'da elleri açmanın daha faziletli olacağını beyan etmişlerdir.

Yoksa dua'da elleri birbirine bitiştirmek ve avuçlarını açmak sünnettir.

Kutub-i sitte'de bu konuda birçok hadis-i şerif mevcuttur.

Hazret-i Âişe (r.a.) annemizden rivayet olundu.
-"Efendimiz (s.a.v.) hazretleri her gece yatağına geldiği zaman, iki elini birleştirir sonra onların içine nefes eder.
Ve onlara;
1- Kulhuvellâhüehad,
2- Kul eûzü birabbil-felak,
3- Kul eûzü birabinnâs sûrelerini okur..
Sonra onlarla gücü yettiği kadar mübarek cesedini meshederdi, iki eliyle başından ve yüzlerinden başlar ve cesedinin ön tarafından başlayarak meshederdi. Ve bunu üç kere yapardı..."

Tefsir kitapları:
Tefsir kitaplarının çoğu, dua ederken elleri birleştirmek gerektiğine bu hadis-i şerif-i kaynak gösterirler:

Tasavvuf ve Mevize kitapları:
İhya-u Ulumiddin'de buyurdu:

"Efendimiz (s.a.v.) hazretleri dua ettikler zaman, iki avucunu birleştirir ve elinin içlerini yüzüne taraf tutardı."

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:612-613)

Mücteba

Hurma Ağacına Saygının Sebebi

-"Halanız (olan) Hurma ağacına ikram edin (değer verin ve ona iyi bakın). Zira muhakkak ki Hurma ağacı, (babanız) Âdem (a.s)'ın toprağının fazlasından yaratıldı. Ağaçlardan hiçbir ağaç, İmran kızı Meryem'in altında İsa (a.s)'ı doğurduğu (Hurma ağacından) Allâhü Teâlâ hazretlerine daha kerim değildir..."

- "Hamile kadınlara yaş hurma, doğuracak hamile kadınlara (daha yeni olgunlaşmış taze) hurma yedirin. Eğer yaş hurma olmazsa, kuru hurma yedirin."

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 666-667)

Mücteba

#29
Namaz Hz. Allah'ın Ziyafetidir

Bil ki, namaz ziyafet mesabesindedir.

Allâhü Teâlâ hazretleri, bu ziyafeti tevhid ehli için, her gün beş kez hazırlamıştır.

Nasıl ki, ziyafette türlü türlü yiyecekler ve içecekler sunulur, her birinin rengi ve tadı farklı olursa, aynı şekilde namaz için de durum böyledir.

Çünkü namaz içerisinde de muhtelif rükünler ve fiiller vardır. Her bir fiilin ayrı bir lezzeti ve günahları ortadan kaldırması ve affedilmesi vardır.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:2 S: 688)